Van’da denetimsiz gıdalar halk sağlığını tehdit ediyor!

Van’da denetimsiz gıdalar halk sağlığını tehdit ediyor!
28 Ocak 2026

Son dönemde Türkiye’nin farklı kentlerinden art arda gelen gıda zehirlenmesi haberleri, gıda güvenliği konusunu yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı. Van’da da benzer sorunların giderek daha görünür hale gelmesi, kentte gıda güvenliğine yönelik endişeleri arttırdı. Gıda güvenliğinin yalnızca bireysel bir tercih ya da teknik bir mesele olmadığını vurguladı.

 

Türkiye’nin birçok kentinde son aylarda art arda yaşanan gıda zehirlenmeleri, gıda güvenliği ve denetim mekanizmalarındaki yetersizlikleri yeniden gündeme taşıdı. Sağlıksız üretim koşulları, hijyen kurallarına aykırı gıdalar ve bilinçsiz tüketim alışkanlıkları ülke genelinde tartışmalara yol açarken, bu tablo Van’da da benzer endişeleri beraberinde getirdi. Kentte gıda ürünlerinin uygun olmayan koşullarda taşındığı, açıkta ve denetimsiz şekilde satışa sunulduğuna dair görüntülerin sık sık sosyal medyada paylaşılması, gıda güvenliği konusunu Van’ın en çok konuşulan başlıklarından biri haline getirdi. Bu kapsamda Şehrivan’a değerlendirmelerde bulunan Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Ezgi Arslan, gıda güvenliğinin ertelenebilir bir mesele olmadığını vurgulayarak, “Gıda güvenliği ihmal edildikçe, bedelini toplum sağlığı ödüyor” dedi.

ARSLAN: TÜRKİYE’DE YAŞANAN GIDA ZEHİRLENMELERİ TESADÜF DEĞİL

Türkiye son dönemde yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarını değerlendiren Arslan, “Son dönemde art arda yaşadığımız gıda zehirlenmeleri ve gıda güvenliği ihlalleri tesadüf değildir. Bu yaşananlar münferit işletme hatası olarak da açıklanamaz. Bu tablo bize açıkça şunu gösteriyor: Türkiye’de gıda güvenliği meselesi artık yalnızca teknik bir hijyen sorunu değil, kamusal denetimin zayıfladığı, piyasa dinamiklerinin insan sağlığının önüne geçtiği yapısal bir sorundur. Denetim sistemi kâğıt üzerinde var olsa da sahada yeterince caydırıcı ve önleyici bir etki yaratmıyor; denetim sayısı artsa bile uzman personel yetersiz, denetimler kısa sürüyor ve yaptırımlar düşük kalıyor” dedi.

GIDA ZEHİRLENMESİ VAKALARINDA ARTIŞ!

Arslan, gıda zehirlenmelerindeki artışın münferit işletme hatasıyla açıklanamayacağını vurgulayarak, “Bu da işletmelerde ciddi bir yaptırımla karşılaşılmayacağı algısını güçlendiriyor. Oysa gıda güvenliği sıradan bir idari konu değil, doğrudan insan sağlığını ilgilendiren hayati bir meseledir. Toplu yemek üreten mutfaklarda sıkça görülen çapraz bulaşma, yetersiz temizlik ve dezenfeksiyon, personel hijyeninin sağlanmaması ve uygun olmayan saklama sıcaklıkları riski daha da arttırıyor” ifadelerini kullandı.

ARTAN MALİYETLER SAĞLIKLI GIDA TÜKETİMİNİ DE VURDU!

Arslan, gıda güvenliği krizine dikkat çekerek, “Artan maliyetler nedeniyle daha ucuz ve kalitesiz ham maddelere yönelim, son kullanma tarihi yaklaşmış ürünlerin tercih edilmesi, uygunsuz depolama, kalite standartlarının düşmesi ve kayıt dışı ürünlerin piyasaya girmesi gıda tedarik zincirini zayıflatıyor. Sonuç olarak bugün yaşadığımız artış sadece hijyen hatası, denetim eksikliği, tedarik sorunları değil. Bunların tamamının piyasa koşullarının insan sağlığını ikinci plana atması durumuyla birleşince ortaya çıkan bir gıda güvenliği krizidir” diye aktardı.

MEVSİMSEL SICAKLIK VE MALİYET BASKISI RİSKİ ARTTIRIYOR

Son aylarda artan gıda zehirlenmelerinin mevsimsel koşullarla da bağlantılı olduğunu ifade eden Arslan, “Mevsimsel sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte mikroorganizmaların daha hızlı çoğalması, soğuk zincirin kırılması, tedarik zincirinde maliyet baskısı nedeniyle daha ucuz ve riskli hammaddelere yönelim, toplu üretim yapan mutfaklarda hijyen kurallarının yeterince uygulanmaması ve açıkta satışların artması gibi birçok faktörün bir araya gelmesiyle gıda zehirlenmelerinin artışı doğrudan ilişkilidir” dedi.

“VAN’DA AÇIKTA SATILAN GIDALARIN İZLENEBİLİRLİĞİ YOK”

Van’da özellikle sokak satıcıları ve açık alanlarda satılan yiyeceklerin ciddi risk taşıdığına dikkat çeken Arslan, “Sokak satıcıları ve açık alanlarda satılan yiyeceklerde en büyük gıda güvenliği riski, ürünlerin etiketsiz olması ve herhangi bir izlenebilirlik mekanizmasının bulunmamasıdır. Van genelinde bu tür satışlarda gıdanın nerede, hangi koşullarda üretildiği, hangi hammaddenin kullanıldığı, ne zaman hazırlandığı ve son tüketim süresinin ne olduğu bilinmemekte, bu da olası bir gıda zehirlenmesi durumunda kaynağın tespit edilmesini ve sorumlulara ulaşılmasını neredeyse imkânsız hale getirerek halk sağlığı açısından ciddi bir kontrolsüzlük yaratmaktadır. Ayrıca sokakta satılan gıdaların hazırlık koşullarının gerekli hijyen ortamına sahip olmaması ile birlikte kimyasal ve biyolojik bulaş riski de oluşturur” şeklinde konuştu.

VAN’DA EN SIK GÖRÜLEN İHLAL: SOĞUK ZİNCİR VE ETİKET EKSİKLİKLERİ

Arslan, Van’da gıda güvenliği denetimlerinde en sık karşılaşılan sorunları dile getirerek, “Van’da gıda güvenliği denetimlerinde en sık karşılaşılan ihlallerin başında yanlış saklama koşulları ve izlenebilirliğe dair ciddi eksiklikler geliyor; özellikle Van genelinde soğuk zincirin korunmaması, pişmiş gıdaların uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemesi, son tüketim tarihi geçmiş ürünlerin satışta bulunması, ürünlerde etiketin hiç olmaması ya da içeriğe dair yanıltıcı etiketler kullanılması en yaygın sorunlar arasında yer alıyor. Bunun yanında ruhsatsız faaliyet gösteren işletmeler, kayıt dışı üretim yapan yerler, seyyar ve sabit açık alan satışları, personel hijyen belgelerinin eksikliği ve izlenebilirliği olmayan ham maddelerin kullanımı da sahada sıkça karşılaştığımız diğer temel ihlal başlıklarını oluşturuyor” diye konuştu.

“DENETİMLER ŞİKÂYET ÜZERİNE YAPILIYOR, BU BİR ÖNLEME MODELİ DEĞİL”

Van’da son yıllarda denetimlerin nicelik olarak artırılmaya çalışıldığını ancak mevcut risk göz önüne alındığında yeterli olmadığını dile getiren Arslan, “Kentte gıda güvenliğine yönelik denetimlerde bir çaba olmakla birlikte mevcut yoğunluk ve risk düzeyi dikkate alındığında nitelik açısından yeterli olduğu söylenemez. Fakat bu tablo sadece Van’a özgü değil, ülkede yaşanan yapısal sorunun yerele yansımasıdır. Denetim mekanizmasının personel, laboratuvar altyapısı, yaptırım gücü ve süreklilik açısından yapısal sorunlar taşıdığını görüyoruz. Bugün denetimler hala genellikle şikâyet üzerine gerçekleştiriliyor, dolayısıyla bir önleme politikasından ziyade sonradan müdahale eden bir anlayış gözlemliyoruz. Oysa gıda güvenliği sürekli ve risk temelli bir denetim modeli sağlanabilir” dedi.

VAN’DA ÖZELLİKLE HANGİ BÖLGELERDE GIDA GÜVENLİĞİ RİSKLERİ DAHA YOĞUN GÖRÜLÜYOR?

Arslan, Van’da gıda güvenliği açısından risklerin en çok okul çevrelerinde, açık pazar yerlerinde, sahil bandında ve parklarda yoğunlaştığını belirterek, “Çocuklar bağışıklık sistemi açısından yetişkinlere kıyasla daha korunmasızdır, özellikle okul kantinleri ve okul çevreleri her zaman denetim açısından önceliklendirilmelidir. Açık Pazar yerlerinde, özellikle yaz aylarında yoğunlaşan sahil bandı ve parklarda açıkta satış, soğuk/sıcak zincirin korunamaması ve ruhsatsız faaliyetler daha sık görünmektedir” şeklinde konuştu.

VAN’DA TÜKETİCİLERİN EN SIK YAPTIĞI HATA: ETİKETSİZ ÜRÜNE GÜVENMEK

Van’da tüketicilerin gıda alırken yaptığı en büyük hatanın etikete ve izlenebilirliğe dikkat etmemek olduğunu söyleyen Arslan, “Van’da tüketicilerin gıda alırken en sık yaptığı hataların başında etikete ve izlenebilirliğe yeterince dikkat etmemek, son tüketim tarihi geçmiş gıda ürünlerini etiket okumamaktan kaynaklı satın almak, açıkta satılan ve kaynağı belli olmayan doğal-katkısız gibi söylemlerle sunulan gıdalara güvenmek ve satın almaya yönelmek. Bu tarz alışkanlıklar yurttaşı farkında olmadan ciddi gıda güvenliği riskleri ile karşı karşıya bırakmaktadır” dedi.

HALK SAĞLIĞINI KORUMAK AÇISINDAN KISA VADEDE ACİL OLARAK ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER NELER?

Halk sağlığını korumak için acil önlemler alınması gerektiğini belirten Arslan, “Halk sağlığını korumak açısından kısa vadede atılması gereken en acil adımların başında, öncelikle yeterli sayıda denetim uzmanı olarak gıda mühendisi atamasının yapılması gelmektedir, bununla birlikte tüm gıda işletmelerinde gıda güvenliğinin sürekliliğini sağlamak amacıyla gıda mühendisi istihdamının yasal zorunluluk haline getirilmesi ve bu işletmelerde çalışacak tüm personel için düzenli aralıklarla gıda ve personel hijyen eğitimi alma zorunluluğunu içeren yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır” dedi.

VAN’DAKİ YEREL YÖNETİMLERE ÇAĞRI: “RUHSATSIZ SATIŞA KESİN MÜDAHALE EDİLMELİ”

Arslan, Van’da gıda kaynaklı zehirlenmelerin önüne geçmek için yerel yönetimlere ve denetim birimlerine önerilerde bulunarak, “Öncelikle risk temelli ve sürekli denetim modeline geçilmeli, denetimlerde özellikle yerel yönetimlerde dâhil gıda mühendisi sayısını arttırmalı, numune alımı ve hızlı analiz kapasitesi yükseltilmeli. Ruhsatsız ve izlenebilirliği olmayan gıda üretim ve satış yerlerinin faaliyet göstermesine izin verilmemeli derhal müdahale edilmeli. Ayrıca okul çevreleri ve seyyar satışların yoğun olduğu bölgeler önceliklendirilerek denetimlerin sürekliliği sağlanmalı” dedi.

HALKIN BİLİNÇLENMESİ İÇİN EĞİTİM VE KAMU SPOTU ÖNERİSİ

Arslan, gıda güvenliğine ilişkin toplumsal bilincin artırılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Gıda zehirlenmesi riskine karşı halkın bilinçlenmesi için öncelikle etiket okuma alışkanlığının yaygınlaştırılması, açıkta satılan ve izlenebilirliği olmayan ürünlerin taşıdığı risklerin yerel medya, sosyal medya, kamu spotları ve saha çalışmalarıyla sürekli anlatılması, okul çağından itibaren gıda güvenliği ve hijyen bilincinin kazandırılması, pazar yerleri ve sokak satışlarının yoğun olduğu alanlarda doğrudan bilgilendirme faaliyetleri yürütülmesi ve vatandaşların şikâyet ve ihbar mekanizmalarına daha kolay erişebilmesinin sağlanması büyük önem taşımaktadır.”

Muhabir: Şehrivanhaber FATMA NUR POLATCAN-VEYSEL İZGİ

 

DİĞER HABERLER

Copyright © 2017 İlaç Radyo Her Hakkı Saklıdır İlaç Radyo Bir Altınradyo ve Tv Yayıncılık A.Ş. Kuruluşudur